Hz. Ali Sıffin'den dönerken okuduğu bu hutbesinde insanların bi'setten önceki hali, Peygamberin, Ehl-i Beytin vasıfları ve diğer insanların durumu söz konusu edilmiştir. "Nimetini tamamlamak, izzetine teslim olmak ve gü­nahlarından korunmak için Allah'a hamd ederim. Yeterli­liğine (kifayetine) olan ihtiyacımdan dolayı O'ndan yardım dilerim. Allah'ın hidayet ettiği sapmaz, kendisine düş­manlık eden kurtulmaz, kendisine yeterli olduğu (kifayet ettiği) kimse yoksul olmaz. O'na hamd etmek ölçülüp tar­tılan ve saklanıp korunan her şeyden daha üstündür.

Liberal Alevi Sitesi
Emniyetten Alevi -Sunni çatışması uyarısı PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 02 Eylül 2010 01:39

Emniyet Genel Müdürlüğü, Hatay’da bazı terör örgütlerinin Alevi-Sunni çatışması için hazırlık yaptığını yönünde istihbarat bulunduğunu belirterek, halkoylaması öncesi dikkatli olunması için gizli yazı gönderdi.

Hatay Dörtyol’da dört polisin şehit edilmesiyle planlanan provakasyonun başarısız olmasının ardından bölgede yeni provakasyonlar planlanları deşifre edildi. Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele ve Harekat Daire Başkanlığı, Hatay merkezli yasadışı THKP-C (Acilciler) örgütünün Alevilere dönük suikastler planladığını belirledi. Örgütün eylem planına karşı tüm birimlerden istihbarat çalışması istendi.

Devamını oku:

 
Aleviyim, öyleyse vurun! PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 01 Eylül 2010 10:42

Sevilay YÜKSELİR

Bazen kendime kızıyorum. Çünkü kahrolası şu çenemi tutmayı beceremiyorum. Hiç düşünmeden, ilerisini gerisini tartmadan, aklıma geleni ya yazıyorum ya da küt diye söyleyiveriyorum. Ondan sonra da başım beladan kurtulmuyor.
Yıllar yıllar önce... Daha Ufuk Güldemir'in sahibi olduğu Habertürk televizyonunda program yaparken... Benden daha kallavi, daha cüsseli daha oturaklı kalemlerin, programcıların ve hatta medya patronlarının çıkıp açık açık kâh çekindiklerinden, kâh utandıklarından, "Ben de Aleviyim" diyemediği zamanlarda...
2003 'te. Yani AKP iktidarının birinci yılında.
"Aman dikkat! Bunlar bizi İranlaştıracak. Cumhuriyeti devirip, şeriatı getirecekler! Alevilerin üzerinde baskı kurup, onları asimile edecekler! Zorla camiye sokacaklar! Zorla oruç tutturacaklar! Kadınların başlarını zorla örtecekler! Bu zorluklara direniş gösterenleri de tıpkı Yavuz Selim gibi kıtır kıtır kesecekler" laflarının ortalıkta dolaştığı zamanlarda!
İnatla. Böbürlene böbürlene, "Aleviyim ben kardeşim!" demiştim bir televizyon programımda...
Dedikten sonra da hatta o dönemin yayın yönetmeni tarafından uyarılmıştım.
"Ne gereği var şimdi bu lafı etmenin?" diye.
Ancak rahmetli Ufuk Abim çok hoşlanmıştı.
"Aferin kız sana" demişti.
"Böyle olmalı işte gazeteci dediğin... Yüreğini ortaya koymalı!"
Neyse...
O gün bugündür işte.
Ağzımdan çıkan her söze... Kalemimden çıkan her cümleye takıktır bizim Aleviler.
Sadece buna mı?
Memlekette Alevilikle ilgili her ne gelişme olsa... Kim ne söz etse hoşlarına gitmeyen...
Hemen beni bulurlar.

Devamını oku:

 
Aleviler PDF Yazdır E-posta
Salı, 31 Ağustos 2010 19:54

Ahmet ALTAN

...Devlet burada yaşayan bütün insanları ezerken, ezilenler de birbirini
eziyor. Bunu durdurmak zorundayız. Kürt, Alevi ve solcu olan bir zamanların efsanevi gençlik liderlerinden Salman Kaya’nın dün Neşe Düzel’le yaptığı çok etkileyici bir konuşma vardı.
Kaya, yaşadığı işkenceleri ve duyduğu nefreti anlatıyordu. Şimdi, o nefreti aşıp barış arıyor. Toplumun bütün kesimleri arasında gerçekleşecek bir barış.
Sıcak savaş “Kürtlerle devlet” arasında sürüyor ama bu ülkede bir de yaşanan “soğuk savaşlar” dizisi var. Sünnilerle Aleviler arasında yaşananlar mesela.
Sivas, Maraş, Gazi olaylarının Alevilerde yarattığı büyük travmanın, bir zamanların “ilerici” Alevilerini bugün nasıl “tutucu” hale getirdiğini görüyorsunuz onun cümlelerinde. Aleviler yeniden böyle kıyımlarla karşılaşmaktan korkuyorlar ve bu korku onları “ordu yandaşlığına” kadar sürüklüyor.
Çünkü AKP’ye güvenmiyorlar. Kaya, bu “güvensizliğin” üstesinden gelmenin aslında çok zor olmadığını da söylüyor. İki şey istiyor Aleviler.
Birincisi, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi.
İkincisi, okullardaki zorunlu din derslerinin kaldırılması.
Bunu Sünniler kabul etmiyor. Hem kendi Sünni seçmenlerinden korkan, hem de kendi içindeki
Sünni refleksleri kıramayan AKP bu iki isteği de yerine getirmiyor.
Alevilerin isteklerinde kabul edilmeyecek ne var?

Devamını oku:

 
Olmadı Başbakan... PDF Yazdır E-posta
Salı, 31 Ağustos 2010 07:56

Oral ÇALIŞLAR
...
Başbakan, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun atamalarında rol oynadığı iddiası soruşturmalara konu olan Seyfi Oktay’a yönelik şunları söyledi: “Dedelerden (Alevi dedesi de olan eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’ı kastediyor) talimat alarak atamalar yapma dönemi bitiyor. Sıkıntı burada.”
Başbakan Erdoğan, Seyfi Oktay’ın, Alevi dedesi olduğu için bu atamalarda rol oynadığını mı söylemek istiyor?  Bu tutumun insan hakları literatüründeki karşılığı ‘ayrımcılık’tır. Bir kişiye, aidiyeti nedeniyle suçlamalarda bulunmak,
bir insan hakkı ihlalidir.
Seyfi Oktay’la telefon konuşmaları basına yansıyan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Kadir Özbek arasında ‘dede-talip’ ilişkisi mi var ki, Başbakan böyle bir suçlamada bulunuyor. Bu suçlamanın arkasında ‘Yüksek yargıya Aleviler dolduruldu’ iddiasını da görmek mümkün. Zaten böyle söyleyenler ve böyle yazı yazanlar da oldu.
Böyle bir iddiayı en hafif deyimiyle ‘ayıp’ olarak nitelendiriyorum. Yargıtay’da Sünniler dışında kimse olamaz mı? Aleviler bin yıldır dışlanan bir mezhebin mensupları. Dini bağnazlık onları yıllarca baskı altında tuttu, her yerlerden dışladı. Diyelim ki, bir dönemde de onların bir kısmı(doğru olup olmadığını da tam bilmiyoruz) bir dayanışma sağlayarak bazı atama olanakları elde ettiler. Sünni çoğunluğa mensup bir siyaset insanın böyle konuşması kabul edilebilir mi?

Devamını oku:

 
Aleviler, CHP iktidarı dönemlerinde katledildi PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 30 Ağustos 2010 20:52
Su TV Genel Yayın Yönetmeni Yalçın Özdemir, 12 Eylül mağduru ve işgence gören biri olarak yeni Anayasa’ya “evet” diyeceğini belirtti.
 
“Kılıçdaroğlu ile aleviler bloklaştırıldı”
CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığa getirilmesini eleştiren Özdemir Kılıçdaroğlu’nun başkan seçilmesinin, ince bir ayar yapılarak Alevileri CHP’nin arka bahçesi yapmak, yüzde 20’lik oylarını almak için Alevileri bloklaşma politikası olduğunu söyledi.
CHP’nin Alevilere hiçbir zaman sahip çıkmadığını söyleyen Özdemir, “CHP’nin Alevilere yönelik bir tane elle tutulur politikası yoktur. Aynı zamanda Alevilerin katledildiği, Sivas, Maraş ve Çorum olaylarında CHP her zaman iktidardaydı. Kılıçdaroğlu’nun da şu an Aleviler için bir politikası yok. Aleviler ise artık CHP’nin arka bahçesi olmaktan bıktı” diye konuştu.
 
Cem Vakfı, AİHM'e gidiyor PDF Yazdır E-posta
Pazar, 29 Ağustos 2010 08:52

Cem Vakfı, Ankara 6'ncı İdare Mahkemesi'nin, "Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin anayasa ve yasalara aykırı" olduğuna ilişkin kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götürecek.
Cem Vakfı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Alevilerin, 2005 yılında Başbakanlık'a "Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi", "ibadet için bütçeden pay ayrılması" ve "Diyanet işlerinde Alevi inanç önderlerine kadro tahsis edilmesi" taleplerinde bulunduğu anımsatıldı.

Devamını oku:

 
Alevilik-Bektaşilik ve Kur'an kültürü PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 26 Ağustos 2010 12:15

Şenol KALUÇ

Toplumların yüzlerce yıllık bir süreçte özenle arıtarak oluşturdukları değerler bazen büyük toplumsal dönüşümlerin yarattığı yıkıntılar sonucu unutulabiliyor, unutturulabiliyor. Ancak yıkıntı ne denli büyük olursa olsun, enkaz altındaki bu değerler bir şekilde kendisine yeni yollar açarak gün yüzüne çıkabiliyor.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşanan büyük değişim, daha sonraki yıllarda yaşanan süreçlerle de birleşerek, en büyük darbeyi Alevilik ve Bektaşiliğe vurdu. Bugün gelinen noktada Alevilik ve Bektaşilik, asıl kaynaklarının ve geleneklerinin çok uzağında ve adeta inançsal içeriğinden tamamen yoksun halde bulunuyor. Bazı çevreler Alevilerin İslam'a yaklaşmalarından korktukları için temel kaynakları ile buluşulmasını engellemeye çalışıyor. Hatta Sünnileşme ve onunla bağlantılı olarak İslamlaşma korkusu o denli abartılmakta ki Alevi-Bektaşilere ait temel bir metnin muhafazakâr bir gazete tarafından okurlarına Ramazan ayında hediye edilmesi bir çeşit "Sünnileştirme-asimilasyon çabası" olarak takdim edilebiliyor.

Aslında bu paranoyanın anlaşılır bir tarafı var. Çünkü asimilasyon iddiasından bulunan çevreler, Aleviliğin ve Bektaşiliğin temel metinlerinin çok yoğun bir İslami içerik taşıdığını biliyorlar. Siyaseten "Alevicilik" yapan çevreler, bu içeriğin herkes tarafından -özellikle Alevi gençleri tarafından bilinmesinin- Aleviler ve Sünniler üzerinde yaratacağı etkinin farkındalar. Bugün siyaseten elde ettikleri gücü yitirmek istemeyen bu güçler -İslam'dan duydukları rahatsızlık nedeniyle- Alevilerin Aleviliklerini hakkıyla yaşamak istemesini bile Sünnileşme olarak görüyor. Bu nedenle temel metinlerin halk tabanı ile buluşmasından korkuyorlar. Bu metinlerin yaygınlaşması, Alevi-Bektaşi metinlerindeki İslami duyarlılığın geniş çevrelerce öğrenilmesi, Alevilere ve Aleviliğe içten ve dıştan bakış açısını değiştireceği için Alevi-Sünni çatışmasından beslenen çevrelerin işine gelmiyor.

Devamını oku:

 
Bu Müslüman Demokratlarla işimiz zor! PDF Yazdır E-posta
Salı, 24 Ağustos 2010 09:55

Berat ÖZİPEK

Kürt Sorununu başımıza onlar açmadılar. Ne sorunu ortaya çıkaran ilk günahtan (inkar) sorumlular, ne de onu izleyen katliam, asimilasyon, tenkil, tedip, tehcir ve işkencelerden. Tersine, kendilerini de mağdur eden bir yapı (Devlet) ve zihniyetin (İttihatçılık-Kemalizm) pisliğini temizlemeye çalışıyorlar. Kilit konumdalar; çünkü üçüncü bir güç olarak sahnedeler.
Gel gelelim, bunu yapabileceklerinden pek emin olamıyor insan…
Çünkü seksen yıldır ceberut, jakoben, devletçi ve milliyetçi bir siyasi rejimde yaşamış ve ondan şöyle veya böyle etkilenmiş durumdalar. Sonuçta bu düzenin eğitim tezgahından onlar da geçtiler.
Eğitim yoluyla bulaşan hastalıklara karşı önlem almışlardı. Ama okulda kaldırdıkları korunma kalkanlarını camide indirdikleri için, resmi ideolojinin yeşil boyalısına doğrudan maruz kaldılar. Her Cuma kendilerine kakalanan hutbe arası devletçilik ve milliyetçilikle enfekte olmaktan kurtulamadılar. “Bu devlet, bu vatan, bu bayrak” gibi siyasi ve milli semboller sokuşturulmuş “dua”lara “amin” dedirtildiler.
Buna Osmanlı’dan tevarüs ettiğimiz “devlet otoritesine hörmet” ve “hikmet-i hükümet” takıntılarını da eklersek, bugünkü Müslüman demokratların Kürt meselesinde niye zihinlerinin net olmadığını ve akıl verdikleri hükümete niye cesur adımlar attıramadıklarını anlarız.
Ama resmin tamamı için buna bir de “sınıf”ı eklemek gerek.

Devamını oku:

 
Alevilerin karşılıksız aşkı... PDF Yazdır E-posta
Salı, 24 Ağustos 2010 09:51

Ayhan AKTAR

Başbakan Erdoğan AKP Kongresi’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin değerlerini sıralarken Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Pir Sultan, Hacı Bayram Veli, Yunus Emre, Mevlana, Tatyos Efendi, Cem Karaca, Ahmet Kaya, Mehmet Akif, Nâzım Hikmet, Ahmedi Hani, Said-i Nursi’nin yanısıra Alevi türkücü Sabahat Akkiraz’ın adını da anmıştı. Adının geçmesinden hoşnut olan Sabahat Akkiraz, Akşam muhabirinin “Son seçimde oyunuzu kime verdiniz” sorusuna da şöyle cevap vermişti:
“Ben aileden sosyal demokratım. Osmanlı’nın baskısı Cumhuriyet’le sona erdi ve Aleviler nefes aldı. O yüzden Atatürk’e vefa borcumuz vardır. CHP bizi dinler, dinlemez. Ama bizim oyumuz CHP’yedir. Başbakan’ın siyasi fikri bana uzaktır, Deniz Baykal’ın yakındır ama o hiç beni konuşmaz bile.” (5 Ekim 2009).
Bu sözler, bence CHP’ye karşı bir karşılıksız aşkı ve tam teslimiyet duygusunu ifade ediyordu. CHP bakımından, Sn. Akkiraz gibi düşünen Alevilerin oyları “çantada keklik” sayılıyor, herhalde.
Perşembe akşamı, CNNTürk’teki programda Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Ali Balkız da 12 Eylül referandumunda HAYIR oyu vereceklerini ifade etti. Alevi örgütlerinin çatı örgütü olan ABF’ye bağlı 21 merkezî örgüt bulunuyor ve bunların yaklaşık 200.000 üyesi olduğu söyleniyor. Tabii, kaç kişi Sn. Balkız’ın tavsiyeleri doğrultusunda oy kullanır, o ayrı bir mesele...
Kendisine neden HAYIR oyu kullanacakları sorulduğunda, Ali Balkız tasarıda okullardaki mecburi din derslerinin kalkması ile ilgili bir madde bulunmadığını, ayrıca HSYK’nın kompozisyonunun değişmesi ile AKP’ye yandaş bir yargı ortaya çıkacağını ifade etti.
Aynı gün, HSYK’nın bir son dakika golü atarak Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ü görevden almaya çalıştığını öğrenmiştik. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in müdahalesi ile savcılar yerlerinde kalmıştı. Ali Balkız’ı dinlerken birden isminin Ergenekon iddianamesinde geçtiğini hatırladım. Biraz arşiv karıştırdım. Savcı Zekeriya Öz ile olan görüşmesinden sonra, bakın Ali Balkız neler demiş:

Devamını oku:

 
Yarı milliyetçi - yarı dindar Türkler PDF Yazdır E-posta
Cuma, 20 Ağustos 2010 12:34

Yarı milliyetçi - yarı dindar Türkler

‘Yarı milliyetçi-yarı dindar Türkler’, içinde bulundukları çelişkiler yumağının farkına vardıkları takdirde Türkiye’nin demokratikleşmesinin en önemli lokomotifi olacaklardır.

ŞENOL KALUÇ

Ergenekon Davası vb. davalar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Türkiye’nin dünkü Türkiye olmayacağı açık. Davalar siyasi bir havaya sokularak saptırılmaya çalışılsa da önümüzdeki süreçte ‘derin’ devletçe kurulan yozlaşmış siyaset ve siyaset dışı yapıların tasfiyesinin önü açılıyor. 12 Eylül referandumu yaşanan değişim sürecinin önemli bir aşaması olacak. Siyasi parti ve STK’ların asıl alanlarına kayması tam demokratik ve insan haklarına saygılı bir hukuk devletinin kurulmasını kolaylaştıracak ancak bu sürecin öncülüğünü kimlerin üstleneceği çok önemli.

CHP’nin, geçmiş sicili ve büyük ümitlerle gelen yeni liderinin performansı ile demokratikleşme sürecine olumlu bir katkı yapacağı şüpheli. Referandum sürecinde yaşanan 35. madde tartışmalarında ortaya konulan teklifin eskiye rahmet okutacak cinsten olması çok çarpıcı. Merdiven altında çalışan başörtülü kızlara sahip çıkılırken, aynı kızların üniversitelerde görülmek istenmemesi; AK Parti’nin vatandaşı yakacak, yiyecek yardımı ile kandırdığı iddia edilirken, düzenli geliri olmayan her eve maaş vaadinde bulunulması; Kılıçdaroğlu CHP’sinin Demirelvari popülist söylemleri çağdaş sosyal demokrat değerlere sahip çıkacağı beklentisini giderek boşa çıkarıyor.

Devamını oku:

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 12
Joomla School Template by Joomlashack
School Joomla Templates and Joomla Tutorials