Hz. Ali Sıffin'den dönerken okuduğu bu hutbesinde insanların bi'setten önceki hali, Peygamberin, Ehl-i Beytin vasıfları ve diğer insanların durumu söz konusu edilmiştir. "Nimetini tamamlamak, izzetine teslim olmak ve gü­nahlarından korunmak için Allah'a hamd ederim. Yeterli­liğine (kifayetine) olan ihtiyacımdan dolayı O'ndan yardım dilerim. Allah'ın hidayet ettiği sapmaz, kendisine düş­manlık eden kurtulmaz, kendisine yeterli olduğu (kifayet ettiği) kimse yoksul olmaz. O'na hamd etmek ölçülüp tar­tılan ve saklanıp korunan her şeyden daha üstündür.

Liberal Alevi Sitesi
Madımak tabelası değişiyor! PDF Yazdır E-posta
Cuma, 09 Temmuz 2010 09:58
Devlet Bakanı Faruk Çelik, ''Ayrıştırmak, kamplaştırmak isteyenlere karşı, dostuluğumuzu, barışımızı ve kardeşliğimizi pekiştirmemiz gerekiyor'' dedi.
''Birçok şey yaşanmış. 1400 yıl içinde neler olmuş neler. Bu acıları deşmek ve unutturmak görevimiz değil. Ancak bunlardan tecrübe alıp birliğimizi ve bütünlüğümüzü pekiştirecek şekle dönüştürmek hepimizin görevidir. Kerbela olayı, Alevi ve Bektaşi kardeşlerimizin ağırlıklı hassasiyet gösterdikleri bir hadise. Bu aslında bütün milletimizin hassasiyetidir. Zamanla olaylara bakış açımız değişti. Sığ kalıplardan kurtuluyoruz. Demokrasimizin çıtası yükseliyor. Gereksiz tartışmaları artık kaldırıyoruz. Farklılıkların da değerini ve kıymetini bilmeliyiz. 'Benim gibi olacaksın' yaklaşımları demokrasilerde olmaması gereken olaylardır.''
 
Halk ozanı Mahmut Erdal hakka yürüdü PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 16:31

Hayalin karşımda her an her zaman
Silmedin gönlümden karelerini
Eğer senden bana fayda yok ise
Arayım derdimin çarelerini

Mahmut Erdal destan oldum dillerde
Haber bekledim esen yellerde
Kulağım haberde gözüm yollarda
Uzattın hasretlik aralarını

Bir süredir tedavi gören ünlü halk ozanı Mahmut Erdal, İstanbul'da vefat etti.

Erdal'ın cenazesi, yarın saat 13.00'de Yenibosna Cemevi'nde yapılacak cenaze töreninin ardından, cuma günü memleketi Sivas'ın Divriği ilçesine bağlı Çamşıh'da Hüseyin Abdal Türbesi'nde toprağa verilecek.

1938 yılında Sivas'ın Divriğ ilçesine bağlı Şahin köyünde dünyaya gelen Mahmut Erdal, 8 yaşında bağlama çalmaya başladı. Kendi türkülerinin yanı sıra yöresel birçok türküyü arşive aktaran sanatçı, bugüne kadar TRT arşivine 400'ün üzerinde eser kazandırdı.

Uzun yıllar TRT radyolarında mahalli sanatçı olarak görev yapan Erdal'ın, şiirlerinin bir bölümünü ve bazı görüşlerini topladığı “Yine Dertli Dertli İniliyorsun” (1996) ve “Bir Ozanın Kaleminden” (1998) adlı yayımlanmış kitapları bulunuyor.
Erdal, evli ve 4 çocuk babasıydı.

Kaynak : Anadolu Ajansı

 
“Ergenekon bizim gerçeğimiz” PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 15:55

aaBerat ÖZİPEK

Türkiye bir korku cumhuriyetine dönüşmüş. Kimse kimseyle telefonda konuşamıyormuş. Akepeye karşı olanlar, milliyetçiler ve Atatürkçüler “Ergenekoncu” diye içeri alınıyorlarmış. Oysa Ergenekon diye bir örgüt yokmuş.
***
“Rüya bütün çektiğimiz” diyordu Ahmed Arif.
Yoksa bütün o yargısız infazlar, işkenceler, darbeler ve muhtıralar hayal miydi? Yoksa kendi halkına tuzak kurup, onları birbirine kırdırıp onların acılarından iktidar devşiren cuntacılar hiç var olmadı mı? Çorum, Maraş “münferit” veya “doğal” katliamlar mıydı? Hrant “milliyetçi duygularla” mı katledildi? Yaşadıklarımızın hiçbir “derin”liği yok muydu? Bütün bunlar olurken Türkiye “korku cumhuriyeti” değildi de, şimdi mi oldu?
***
Anlaşılan korku cumhuriyeti epeyce “sübjektif”miş…
Galiba gördüğünüzün ne olduğu biraz da baktığınız yere bağlıymış.

Devamını oku:

 
Sivas yasında buluşan kadınlar PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 14:45

Hidayet ŞEVKATLİ TUKSAL

Madımak Oteli faciasının üzerinden tam 17 yıl geçmiş.  Hayatımın aşırı yüklü, dağdağalı ve yorgun yılları arasında bu facianın hep özel bir yeri oldu.  Olayların gelişimi esnasında önce bir şaşkınlık, ardından “Nasıl olur?” inanamazlığı ve dumanlarla söndürülmüş hayatlarla belleğimize kazınan bir linç histerisi. Televizyonlarda izlediğimiz görüntüler “Ben bu ülkede mi yaşıyorum acaba?” dedirten bir kudurmuşluğu ve bu kudurmuşlukla kirletilen tekbirleri evlerimize doldururken, hep birlikte katledildik aslında.

Yıllarca çeşitli toplantılarda karşılaştığımız Alevi STK temsilcileri tarafından, sanki bu katliamın onaylayıcıları arasındaymışız gibi muamele görmek de işin başka bir tuhaflığı oldu. İlk karşı karşıya gelişimiz, İstanbul’daki Habitat etkinlikleri sırasında yaşandı. Pir Sultan Derneğinin standında derneğin yayınladığı Madımak katliamı ile ilgili bir kitabı incelerken arkadaşlarımızla birlikte stanttan kovulduk. En az onlar kadar üzgün ve öfkeli olabileceğimizi akıllarına bile getirmeden, “Hem yakıyorsunuz, hem buraya gelmeye cesaret ediyorsunuz!” nidaları arasında resmen kovalanışımızı hiç birimiz unutamadık.

Devamını oku:

Sivas Yasında Buluşan Kadınlar bloğuna girmek için tıklayınız.

 
Mağduriyet uzmanlığı, Alevi sorunu ve Sivas Katliamı üzerine PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 14:19

ENVER GÜLŞEN * / Sivas Katliamı bildirisini hazırlayan Müslüman kimlikli kadınların vicdanına küfür edenden tutun da, bildirinin zulmü örtme amacıyla hazırlandığını iddia edecek kadar hoyrat tepkiler söz konusuydu.

“Sünni Müslümanların, boyutları insan havsalasına sığmayan bir zulmün sorumlusu olarak gösterildiği bir dönemde; bu yüzden karşılaştığım suçlamalara isyan ederken, bir tür şok hali içinde o zulmü tanımlamakta ve sorgulamakta yeteri kadar sorumlu davranamadım. O yangın bana da değdi, dağladı beni. Eğer bugün 2 Temmuz’a dönebilme imkânım olsaydı, Madımak Oteli’nin kapısında durup bedenimle bir duvar olmak isterdim... Şimdi bütün varlığımla bir daha hiçbir zulmetin kitleleri esir edemediği, kimsenin sevdiklerinden zamansız ve haksız koparılmadığı bir ülke hayal ediyorum. Ölümü değil, hayatı kucaklayan bir ülke! 17. yılında Sivas mazlumlarını anıyor, ailelerinin ve sevenlerinin acısını paylaşıyoruz.“

Devamını oku:

 
Cumhuriyet gizleneni sever PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 14:21

İHSAN ÇOLAK * / Türkiye Cumhuriyeti’nde Kürt, Alevi, Ermeni olarak yaşamak serbesttir ancak bu kimliği hatırlamak ve hatırlatmak suçtur.

Bizden istenen bu üst kimlik, sosyoloji biliminin anlattığı alt kimlik üst kimlik kavramlarının tamamen dışında bir kimlik kurgulamasıdır. Alt kimlik kendine ait iç kimlik üst kimlik ise onu diğerleri ile bütünleştiren birleştirici bir üst kimlik değil sadece alt kimliği gizleyen bir örtü özelliği taşımaktadır.
...
Hakkını yememek lazım Cumhuriyet’in insanların Kürt, Alevi, dindar, Ermeni, Yahudi olması ile sorunu yoktur. Onun tek sorunu bu kimliğin kamusal alanda temsil edilmesidir. Herhangi bir alt kimliğe sahip olabilirsiniz ancak bunu alenen ifade edilmesidir problem olan. Türkiye Cumhuriyeti’nde Kürt olarak yaşamak serbesttir ancak bu kimliği hatırlamak ve hatırlatmak suçtur. Aynen öyle de Alevi toplumu varsın olsun ama bu isimle varlığını kamusal alanda boy göstermesi tehlikeli ve yasaktır. Camiler açıktır, isteyen ibadetini yapar ancak biz görmeyelim der Cumhuriyet. Dindar diye bir topluluk vardır ama önemli olan onun ortalıkta görünmemesidir. Başını açınca üniversiteye girebilir hatta önemli mevkilere bile gelebilir. Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması değildir sorun. Sorun aslında küçük bir detaydır. Eşi başını açsın, kimliğini saklasın öylece istediği yere gidebilir. Kürt, Alevi ve diğerleri Cumhuriyet cennetinde istedikleri şekilde yaşamakta serbesttir ama kimlik denen yasak elmayı yememek kaydıyla. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir fırça darbesi ile hem Horasan Türk’ü hem peygamber torunu yapılması, onun Türk ve Sünnî kimliğine büründürülmesi çabasıdır.

Devamını oku:

 
Hükümete Aleviler için dört öneri! PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 08:33

Alevi çalıştaylarının sonuç raporu bitmek üzere: Din dersinin içeriği değişsin... Cemevleri 'inanç ve erkân merkezi' olsun... Madımak unutulmasın... Diyanet değişsin

Hükümetin ‘Alevi açılımı’ kapsamında düzenlediği çalıştayların tamamlanmasının ardından raporun yazılması da son aşamaya geldi. Raporda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevileri de kucaklayacak şekilde yeniden yapılandırılması, ‘zorunlu’ din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin içeriğinin değiştirilmesi, cemevlerinin ‘inanç ve erkan merkezi’ olarak tanınması gibi öneriler bulunuyor. Madımak Oteli’ndeyse, ‘yaşananların unutulmaması’ için düzenleme yapılması tavsiye ediliyor.

Devamını oku:

 
Alevi hukuku yargıdan döndü! PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Temmuz 2010 08:28

Burdurlu bir Alevi, kendisini zinadan ‘düşkün’ ilan eden Alevi dedeye ‘hakaret’ davası açtı. Mahkeme, vatandaşı haklı buldu.

Burdur’da, Şeref İpek isimli Alevi vatandaş tarihte ilk kez Bektaşi hukukunu yargıya taşıdı. Kendisini düşkün ilan eden Alevi dedesi Halil Yılmaz ile kardeşi Hüseyin Yılmaz ve eşi Dudu Yılmaz’a dava açan İpek, haklı bulundu. Mahkeme Yılmaz Ailesi’ne 87’şer gün hapis cezası verdi, ardından 1740’ar lira paraya çevirdi.

Devamını oku:

 
Ergenekon Kılıçdaroğlu ve AlevÎler PDF Yazdır E-posta
Salı, 06 Temmuz 2010 07:42

Şenol KALUÇ

Bazen gerçekler çok yakındır ama onu görecek gözler o gerçeklere karşı duyarsızdır. Ergenekon davası sürecinde Alevilerin rejim etrafında yaşadıkları paradoks bu durumun tam karşılığıdır.

Bir tarafta mızrak çuvala sığmazken; diğer tarafta soluklaşan, içerik değiştiren, DNA'sı değişen bir yapı mevcuttur. Modernizmin getirdiği hızlı değişim ve yıkıcılık geleneksel düşünce dünyasından uzaklaşan Alevileri başka bilinç düzeylerine taşırken, bu farklı bilinç düzeylerinde Alevilik kendini daha çok içi başka şeylerle doldurulmuş bir aidiyet duygusu -Türklük, Kürtlük vb.- olarak göstermektedir. Bu bilinç değişimi anlaşılmadan Alevilerin Ergenekon sürecinde niçin CHP ile aynı safta durduğu anlaşılamaz.

Bugün ani bir değişimle, Ergenekon'un avukatlığını üstlenmiş CHP'nin başına Alevi-Kürt kimliği ile bir ismin gelmesini konjonktürel bir hamle olarak görmek gerekir. Önümüzdeki süreçte Kılıçdaroğlu ya devşirme zihniyeti ile CHP'ye ve statükoya hizmet edecek ya da vesayet rejimine karşı çıkarak daha çok demokrasi talebinde bulunacaktır. Ancak ikinci şıkka yöneldiği takdirde Kılıçdaroğlu'nun tasfiye süreci de başlayacaktır. Geçmişte yaşanan SHP ve CHP ile birleşme sürecinde yaşananlar kaçınılmaz sonu göstermektedir. Kılıçdaroğlu'nun Alevi ve Kürt kökenli olması bir anlam ifade etmemektedir, önemli olan Kılıçdaroğlu'nun bu kimliklerinin ne kadar farkında olup olmadığıdır. Sayın Kılıçdaroğlu şüphesiz durumun farkındadır, ancak bu farkındalığı -Dersim olaylarına bakışta olduğu gibi- devraldığı CHP ile aynı noktada duruyor ise o zaman bu aidiyetlerin hiçbir anlamı olmayacaktır. Bu yazının da ana teması Alevilerdeki sol-Kemalist-Marksist temelin ortaya çıkışının nasıl olduğu konusunda bir tez üretme çabası olacaktır.

Devamını oku:

 
SAKALDAN KESİP BIYIĞA EKLEMEK PDF Yazdır E-posta
Pazar, 04 Temmuz 2010 07:47

Rıza BAKIRLI

 Nedense ülke sorunlarını adlandırırken ürkek mısralar kullanarak bir anlamda gerçeklerle yüzleşmekten kaçınıyoruz. Kimileri ülke insanının yüreğine ve beynine korku ile birlikte resmen fitne tohumları ekerken, kimileri de rengini ve adını bilmediğimiz belirsizliklere doğru toplumu sürüklemenin adını “açılım” koyarak, özlediğimiz barış dolu günleri beklemeye ve alışık olmadığımız zamanları bir anlamda özlemeye başladık.

Yüreği bir anlamda çölleşmeye yüz tutan ülke insanımın bekleyişi ve özlemi; tükenen ve paramparça olmuş kardeşlik duygularının karşılıksız ve berrak bir şekilde yeniden yaşanılmasıdır. Ancak süregelen, dayatılan ve istenen çözüm(süzlük)ler, toplumun hasret duyduğu, istediği gibi olmaktan uzak görünüyor. Ülkenin içinde bulunduğu bu olumsuzluklar ortamında hala “sakaldan kesip bıyığa eklemeye” çalışan zihniyetlerin ne kadar diri olduğu gözden kaçmamaktadır. Durumdan yararlanarak heybelerini doldurmaya çalışan, dilenci zihniyetli insanların arzuladığımız kardeşlik ortamına katkıları, elbette özlediğimiz zamanı geciktirmek olacaktır. Hepimizin bilmesi gereken şeyin, gelecek sabahların hüznü, acısı annelerin yaktığı ağıtta gizli olduğunu anlamaktır.

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 4 - 12
Joomla School Template by Joomlashack
School Joomla Templates and Joomla Tutorials