Hz. Ali Sıffin'den dönerken okuduğu bu hutbesinde insanların bi'setten önceki hali, Peygamberin, Ehl-i Beytin vasıfları ve diğer insanların durumu söz konusu edilmiştir. "Nimetini tamamlamak, izzetine teslim olmak ve gü­nahlarından korunmak için Allah'a hamd ederim. Yeterli­liğine (kifayetine) olan ihtiyacımdan dolayı O'ndan yardım dilerim. Allah'ın hidayet ettiği sapmaz, kendisine düş­manlık eden kurtulmaz, kendisine yeterli olduğu (kifayet ettiği) kimse yoksul olmaz. O'na hamd etmek ölçülüp tar­tılan ve saklanıp korunan her şeyden daha üstündür.

Liberal Alevi Sitesi
HERON YERİNE ÇALDIRAN PDF Yazdır E-posta
Salı, 15 Haziran 2010 07:10

A.Yılmaz SOYYER

Bu gün gazetelerde “Öte yandan, Baykar Makina ve Kale Kalıp ortaklığı TSK için yeni bir İHA üretiyor. Uçağın deneme aşaması tamamlandı. Artık seri üretime geçilecek. 'Çaldıran' isimli bu uçak, eldeki İHA'lardan çok daha üstün özelliklere sahip olacak. Bazı özellikleri ile Heron'ları da geride bırakacak olan Çaldıran, 1.200 km menzile sahip. 22 bin feet'e kadar da çıkabiliyor ve 12 saat havada kalabiliyor.” şeklinde bir haber yer aldı. Hem sevinci hem de üzüntüyle karışık şaşkınlığı beraber yaşadım.

Sevindim çünkü eğer millet olarak bu problemli coğrafyada yer almak istiyorsak modern teknolojik verimleri yerli üretim olan sistemlerle donatılmış bir orduya ihtiyacımız var. Üzüldüm çünkü Çaldıran bir vatan toprağından ziyade bir savaşın adıdır. Osmanlı sultanı Selim hanla Safevi hükümdarı Şah İsmail arasında 23 ağustos 1514'te yapılmış ve Osmanlı zaferiyle sonuçlanmış bir savaşın adıdır. Bu savaşta Osmanlı ordusu Şii İran ordusunu değil Kızılbaş Türkmen Safevi ordusunu yenmiştir. Yenilenlerin önemli bir kısmı Anadolu'dan İran'a göçen bugün Alevi dediğimiz Kızılbaşlardır. Buradaki vurgum hem “Türkmen” e hem de “Kızılbaş”adır. O dönemde Türklüğün ve Türkmenliğin ön plana çıkması elbette düşünülemezdi. İmparatorluklar milli endişelerle davranamazlar. Aynı zamanda bir Fransız ihtilali sonrası kavramı olan milliyetçilik pencerecinden 16. yüzyıla bakılamaz.

 
Beklenmedik sonuçları ile Alevi Açılımı PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 14 Haziran 2010 14:19

Eğer AK Parti Alevi açılımı sürecini başlatmamış olsaydı, CHP içerisindeki tüm Alevi ağırlığına rağmen CHP Başkanlığı koltuğuna Alevi-Kürt kökenli biri oturamazdı. 

  Beklenmedik sonuçları ile Alevi Açılımı

Şenol KALUÇ

LDT-Alevi-Bektaşi Araştırmaları Merkezi Direktörü

AK Parti iktidarı bu güne kadar tabu olarak görülen çok önemli konuların masaya yatırıldığı, ciddi sorunlarla ilk kez açık bir şekilde yüzleşme cesaretinin gösterildiği bir dönem olarak tarihe geçecektir. Yaşanan sürecin sıcaklığından hakkı ile fark edilemese de bu ülke ilk kez Kürt sorunu, Alevi sorunu, derin devlet sorunu, Ermeni sorunu vb. sorunlar ve tüm bu sorunları besleyen 12 Eylül rejimi ürünü 1982 Anayasası ile çok çetin bir hesaplaşma dönemine girmiştir. 

Osmanlıdan devralınan alışkanlıkla Cumhuriyet döneminde de yok sayılan aleviler ile devlet ilk kez açılım vesilesi ile gerçekçi bir ilişki kurma arzusu göstermiştir. Ancak Alevi açılımında sürecin yeterince planlı ve iyi yönetilmemesi, atılabilecek çok basit adımların sürekli ertelenmesi şüphelere sebep oldu. Tam bu noktada somut bir gelişme yok denirken -tarihin garip bir cilvesi olarak- CHP’de kaset skandalı ile başlayan süreçte Alevi-Kürt kökenli bir ismin CHP’nin başına gelmesi AK Parti’nin başlattığı açılımların inkâr edilemez bir ürünü olarak karşımızda durmaktadır. Eğer AK Parti Alevi açılımı sürecini başlatmamış olsaydı, CHP içerisindeki tüm Alevi ağırlığına rağmen CHP Başkanlığı koltuğuna Alevi-Kürt kökenli birinin oturması gibi bir ihtimal belki değil hiçbir zaman mevcut konjonktür içinde mümkün olmayacaktı.

Devamını oku:

 
GÖZLERİMİZ GAZZEYE KAVUŞMAYI BEKLEYEN BİR İSYANDIR PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 14 Haziran 2010 14:26

Rıza BAKIRLI

            Barbarlığın, caniliğin ve dehşetin görüntüleriydi Akdeniz’in koynunda yaşananlar. Ve 2010 yılı tarihe karışmadan, tarih sayfalarına İsrail bir kez daha sanık olarak düştü. Evet, yaşadığımız mevsimin sıcaklığında İsrail dokuz can daha alarak tarihin katiller defterine ismini yazdı. Mavi Marmara açlığın, sefaletin ve zulmün ortasında tutsak edilmeye çalışılan bir halka, insani yardım götürmeye çalışan bir geminin adından ziyade, bu halkın çığlıklarına ortak olmanın da adı oldu aynı zamanda.

            Aslında gemi, aç bırakılan, bombalanan, annesiz-babasız bırakılan ışıksız kentin kahramanlarına bir avuç yardım taşıyordu. Bu geminin yolcuları ise, umudun, barışın ve insanlığın dostlarıydılar. Masum bir halkın açlığına, masumluğuna ve çığlığına ortak olmak için bu yolculuğa çıkmışlardı. Gökyüzünün ve Akdeniz’in maviliğin kucaklayıp Gazze’ye ulaştıracak, onların yüreklerine yüreklerini katacaklardı. Ve Gazze’nin yalnızlığını paylaşacaklardı.

 
İlkokul ve ortaokul birbirinden ayrılmalıdır PDF Yazdır E-posta
Cuma, 11 Haziran 2010 14:30

Şenol KALUÇ-Ufuk COŞKUN

Birinci ve ikinci kademenin acil olarak birbirinden ayrılması gerekmektedir. Bunun en önemli nedeni yaş problemidir. II. kademe öğrencilerinin yaşları ile paralel farklı problemleri olmaktadır. Ergenlik dönemine giren öğrencilerin davranışları farklılaşmaya başladığı gibi bu öğrencilere yaklaşım da daha farklı olmalıdır. Bu farklı yaklaşımlar küçük öğrenciler tarafından da fark edilmekte ve bazı yanlış davranışların temelini atmaktadır.

1997 yılında tartışmalarla kabul edilen 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulaması ile eğitimde arzu edilen hedeflerin büyük bir kısmına ulaşılamamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçildiğinde 3 yıl içinde öğrencilerin 30 kişilik sınıflarda okuyacağını, ilköğretimin 4. ve 5'inci sınıflarından itibaren öğrencilere en az bir yabancı dil öğretileceğini, her ilçede en az iki okula bilgisayar laboratuvarı kurulacağını, taşımalı eğitimde öğrencilere öğle yemeği verileceğini, öğretmensiz okul kalmayacağını vs. vaat etmişti. Ne var ki her yıl milyarlarca dolar para harcanmasına rağmen bu vaatlerin büyük bir kısmı gerçekleştirilememiştir.

Devamını oku:

 
KUL HİMMET (TRT ULU OZANLAR) PDF Yazdır E-posta
Salı, 01 Haziran 2010 13:55

    TRT Ulu Ozanlar "Kul Himmet" Belgeselinden bölümler izlemek isteyen canlar metnin devamındaki başlıklardan görüntülere ulaşabilirler.

Aşk-ı Muhabbetle

 
Devlet zekayı köreltir, ırkçılık ise öldürür PDF Yazdır E-posta
Salı, 08 Haziran 2010 11:57

aa Berat ÖZİPEK

İşadamı İshak Alaton’un, İsrail’in yardım gemisine saldırısını “Yahudi zekasına hakaret” olarak değerlendirdiğinde aklıma geldi.

Bir Filipinli, üç Türk, iki Japon ve bir de Çinli (fıkra gibi oldu, ama öyleydi), 98 senesinde Amerika’da yolculuk esnasında sohbet ediyoruz. Bir ara Çinli öğrenci “biz doğulular Amerikalılar gibi değiliz, biz daha zekiyiz” deyince itiraz ettim. “Aptal Amerikalı”nın bir “stereotype” olduğunu, “bizim” daha zeki olmadığımızı anlatmaya çalıştım. Diğer yolculardan ikisi de bana destek verince, bizim öğrenci şaşırdı. Söylediklerinin doğru olduğuna, bizim nezaketen farklı konuştuğumuza o kadar inanıyordu ki, hayretle, “şu an aramızda hiç Amerikalı yok ki, niye böyle konuşuyorsunuz?” deyiverdi.

Ona bunu düşündürten neydi? Belki çevresine bakıyor, örneğin matematikte herkesten başarılı Hintli öğrencileri görüyor ve Doğuluların zeki oldukları hükmüne varıyordu. Gerçekten de ortada bir başarı veya taktir edilen bir “zeka” vardı. Ama bunun nedeni, tutunmaya çalışan Hintli öğrencinin “zeki” olmak zorunda olduğu kadar, Teksaslı orta sınıf Amerikalı öğrencinin olmamasıydı.

Devamını oku:

 
TRT'de ULU OZANLAR PDF Yazdır E-posta
Salı, 13 Nisan 2010 13:55

ULU OZANLAR BELGSELİNİN TEKRAR BÖLÜMLERİNİ AŞAĞIDAKİ SAATLERDE İZLEYEBİLİRSİNİZ

  • TRTMÜZİK 08 Haziran 2010 Salı 20:00
  • TRTMÜZİK 10 Haziran 2010 Perşembe 13:25
  • TRTMÜZİK 11 Haziran 2010 Cuma 01:10
  • TRTMÜZİK 12 Haziran 2010 Cumartesi 22:00
  • TRTMÜZİK 13 Haziran 2010 Pazar 11:35
  • TRTMÜZİK 14 Haziran 2010 Pazartesi 04:55
  • TRTMÜZİK 14 Haziran 2010 Pazartesi 23:40

NOT: Ulu Ozanlar belgeselinin bazı bölümlerine sitemizin "Yedi Ulu Ozan Başlığı altından ulaşabilirsiniz

Aşk-ı Muhabbetle 

 
MÜHR-İ SÜLEYMAN PDF Yazdır E-posta
Pazar, 06 Haziran 2010 19:58


Batılıların “Davud yıldızı” dediği iki üçgen halinde iç içe geçmiş bir şekilden oluşan altı köşeli yıldız Osmanlı kültüründe Mühr-i Süleyman yani Süleyman peygamberin mührü adıyla geniş ölçüde yer bulmuştur. Mesela bizzat benim gördüğüm iki mühr-i Süleyman Şehzade Camiinin sütunları üzerinde iç tezyinatında ve Üsküdarda bulunan Emetullah Valde camiinin iç tezyinatında bulunmaktadır. Tarih boyunca Musevilerin de timsali olan bu işaretten ne devlet olarak Osmanlı ne de samimi Müslüman kitleler rahatsız olmuşlardır.

İslam toplumunun mühr-i Süleyman’a gösterdiği muhabbetin en güzel örneklerinden biri de Eryek Baba Bektaşi tekkesinin haziresindeki bir Bektaşi hanıma ait mezar taşının sandukasındaki simgedir. Kabrin baş kısmında mühr-i Süleyman, yan kısmında kelime-i şahadet yazısı vardır.

Süleyman Mührü

Osmanlı devleti ve halkı Musevi tebadan da rahatsız olmamıştır. Bu elbette Yahudilerin İslam ahaliyle eşit sayıldığı anlamına gelmez ancak o günün şartları ve devletler hukuku anlayışının çok ilerisinde bir zihniyettir bu. O dönemde Sabetay Zevi’nin cılız isyanını saymazsak ciddi bir Yahudi ayaklanması da görülmez. Müslim ve Musevi ahali birbiriyle fazla temas etmeden ama huzurlu denilebilecek bir ortamda yaşamışlardır. Osmanlı Tevrattaki ve Kurandaki İsrailoğulları ile Yahudileri birbirinden ayırmıştır. Kutsal kitabı Kur’an’da yer alan İsrailoğulları’nın peygamberlerini kendi peygamberi saymıştır. Kudüs’ün kapısında “La İlahe illallah, İbrahim Halilullah” yazardı.

 
ŞAH HATAYİ (TRT ULU OZANLAR BELGESELİ) PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 31 Mayıs 2010 20:39

    TRT Ulu Ozanlar "Şah Hatayi" Belgeselinden bölümler izlemek isteyen canlar metnin devamındaki başlıklardan görüntülere ulaşabilirler.Aşk-ı Muhabbetle

 
Konvoy Gazze’ye çoktan ulaştı PDF Yazdır E-posta
Salı, 01 Haziran 2010 12:40

Berat ÖZİPEK

Başka hiçbir olay, Filistin Sorununun ne olduğunu bu kadar net gösteremezdi.
Silahsız ve savunmasız barış gönüllülerine ateş açıp katliam yapan İsrail, sorunun ne olduğunu, adalet hislerini büsbütün yitirmemiş herkesin görebileceği kadar açık biçimde ortaya koydu.
***
Adalet ve vicdan temelli eylemler, muhatabın da asgari bir adalet ve vicdan duygusuna sahip olduğu ve dolayısıyla ona uygun tepki vereceği varsayımına dayanır. Bu olayda da, muhtemelen konvoydakilerin çoğu böyle bir varsayıma sahipti. Belki de bu asgari insani muameleyi göreceklerine ilişkin bir güven duygusuyla, barış şarkıları söyleyip dualar ederek silahlı bir gücün “egemenlik alanı”na girdiler. Ve, pek çok kimsenin, hatta İsrail’in en keskin muhaliflerinden çoğunun dahi beklemediği bir dehşet ve şiddete maruz kaldılar.  
Şimdi en ilgisiz insanların bile aklına şu soru gelecektir: Dünyanın gözü önünde, bir yardım konvoyuna indirme harekatı düzenleyip katliam yapan bir irade Gazze’de ne yapmaz ki?

Devamını oku:

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 7 - 12
Joomla School Template by Joomlashack
School Joomla Templates and Joomla Tutorials