|
Hasan Bülent Kahraman: ‘Hayır diyenler, bürokrat aydınlar’ |
|
|
|
“Geç kalmış ulus-devletin demokratı da böyle oluyor! Kürt, Ermeni ve türbanlıyla eşit olmak istemiyorlar. Kendi kimliğini ilgilendirmeyen konuda demokrat olmak kolaydı tabii eskiden.” “Türkleri, Kürtlere karşı ayaklandırma projesi başladı. Öcalan da bunun içinde. “Türk’le Kürt birlikte olmak zorunda mı” diye soran bazı yazarlar da projeye dâhiller.” “İki tür faşizm var. Sokak faşizmi, devlet faşizmi. Faşizme ortam hazırlamak için önce örgütler kullanılır. Sonra devlet faşizmi gelir, sokak faşizmini hapse atar.”
En rahat parti CHP gibi gözüküyor. Ama gene de 12 Eylül’de işkenceden geçmiş birçok CHP’linin değişikliğe “hayır” demekte zorlanacağı söyleniyor. Bütün CHP’liler rahatça “hayır” diyebilecek mi? Kolayca “hayır” diyecekler. Klasik olarak “ben CHP’liyim” diyen herkes referandumda “hayır” diyecek. Çünkü CHP 1993’ten itibaren Deniz Baykal’ın yönetiminde tamamen bir devlet partisi haline getirildi. Açık konuşmak lazım. CHP’ye üye olan, CHP’nin saflarında yer tutan insanlar CHP yönetiminden farklı düşünmüyorlar. Bugünkü CHP, Baykal’ın mirasını sürdürüyor ve “AK Parti’den gelen her şey kötüdür” diyor. CHP bu değişime niye “hayır” dediğini ikna edici bir biçimde anlatabilecek mi? CHP’nin bir tek argümanı var. “Bu anayasa değişikliğiyle AK Parti Türkiye’de kendi iktidarını kuruyor” diyor. Referandumu, hükümetin onaylanması veya reddedilmesi şeklinde bir değerlendirmeye dönüştürmek istiyor. CHP hâlâ siyasetin anlamını kavrayamadı. Devletle birlikte hareket ediyor ve “hayır” diyor. Anayasa değişikliğiyle bürokratik hegemonyanın kırılmasına karşı çıkıyor.
Devamını oku:
|