Hz. Ali Sıffin'den dönerken okuduğu bu hutbesinde insanların bi'setten önceki hali, Peygamberin, Ehl-i Beytin vasıfları ve diğer insanların durumu söz konusu edilmiştir. "Nimetini tamamlamak, izzetine teslim olmak ve gü­nahlarından korunmak için Allah'a hamd ederim. Yeterli­liğine (kifayetine) olan ihtiyacımdan dolayı O'ndan yardım dilerim. Allah'ın hidayet ettiği sapmaz, kendisine düş­manlık eden kurtulmaz, kendisine yeterli olduğu (kifayet ettiği) kimse yoksul olmaz. O'na hamd etmek ölçülüp tar­tılan ve saklanıp korunan her şeyden daha üstündür.

Hasan Yücel BAŞDEMİR
Müfredata “Alevilik” Konusunun Girmesi Yeterli Mi? PDF Yazdır E-posta
Yazar Şenol   
Cuma, 02 Nisan 2010 19:49

Hasan Yücel BAŞDEMİR

Alevi açılımının en önemli başlıklarından biri, zorunlu din dersinde Aleviliğe yer verilip verilmemesi konusudur. Bazı Alevi temsilciler, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını isterken genel eğilim, müfredattaki Alevilikle ilgili bilgilerin genişletilmesi yönündedir.
Müfredatın büyük bir bölümü Aleviliğe ayrılmış olsa bile sorunun çözülmesi mümkün değildir. Türkiye’de din derslerinin amacının ne olduğu, onun bilimsel-seküler bir öğretimi mi yoksa dini-ahlaki eğitimi mi amaçladığı ve hangi politik bakış açısına göre düzenlendiği konusunda ciddi belirsizlikler vardır.
Yapılmak istenen yeni düzenlemelerin amacı, çoğulcu bir eğitim sistemi geliştirmektir. Ya da en iyimser yaklaşımla birçok kişi böyle olduğunu düşünüyor. Ancak mevcut düzenlemelere ilave olarak atılan her olumlu adım, gerçekte sorunu çözmek yerine tam olarak amacının ne olduğu belli olmayan eski bir elbiseye yama yapmaktan başka bir anlam ifade etmeyecektir. Öncelikle din derslerinin müfredat içindeki yerini belirleyecek ve hangi politik bakış açısıyla sonunun çözülmesi gerektiği ile ilgili zihinleri netleştirecek bir bakış açısına ihtiyaç vardır.
Mevcut milli eğitim müfredatı, din eğitiminde dinin devlet tarafından kontrol edilmesi esasına dayanır. Sınırlarını devlet görevlilerinin belirlediği makbul bir dini öğreti, resmi din eğitiminin tüm aşamalarına hakimdir. Bu, konuları milli laikliğin süzgecinden geçirilmiş bir Hanefiliktir. Bu durum, zorunlu din dersi, İmam-Hatip Liseleri, İlahiyat Fakülteleri ve Diyanet için de böyledir.

 
Alevi Sorununu Kürt Sorunu Üzerinden Düşünmek PDF Yazdır E-posta
Yazar Kemter   
Çarşamba, 03 Şubat 2010 11:04

 

Hasan Yücel Başdemir

İnsanların karşı karşıya kaldıkları sorunlara odaklanmaları doğal bir durumdur. Türkiye’deki, etnik, dini, cinsel veya kültürel grupların yaşamış oldukları ve hala yaşadıkları sorunlar, onların duygusal belleğini acılarla doldurmuştur. Aleviler için Koçgiri’den sonra Dersim olayları büyük bir travma etkisi meydana getirmişti. Maraş, Malatya, Çorum, Sivas ve Gazi olaylarının Aleviler üzerinde bıraktığı derin travmayı anlamak için Alevi olmaya hiç gerek yoktur.

Şeyh Said isyanından sonra Başbakan Fethi Okyar’ın politikalarını ılımlı bulan, şiddet yanlısı tedbirlere başvurmak isteyen ve başbakanı bu nedenle görevinden eden, “Demokrasi modası geçmiş bir akımdır.”, “Liberalizm vatan hainliğidir.” düşüncelerini savunan, faşizan ve dini aşağılayıcı ifadeleri her fırsatta halka çekinmeden söyleyen Mahmut Esat Bozkurt, Recep Peker, Şükrü Kaya gibi provokatör siyasetçiler, her fırsatta Kürtleri aşağılamışlar ve bu ülkenin ari Türklerin ülkesi olduğunu savunmuşlardır. Ne yazık ki bunlar Türkiye Cumhuriyetinin resmi ideolojisini bu söylem üzerine inşa ettiler ve Kürtleri ve diğer unsurları yok sayarak ve her fırsatta onları aşağıladılar. 1928’de “Türkçe konuş vatandaş!” kampanyası, Yahudileri ve Rumları olduğu kadar Kürtleri de etkilemişti. Terör, Kürdün adını hatırlattı.

Çarşamba, 03 Şubat 2010 14:31 tarihinde güncellendi
 


Joomla School Template by Joomlashack
School Joomla Templates and Joomla Tutorials