|
BEKTÂŞÎ GELENEĞİNDE VAHDET-İ VÜCÛD VE İBNÜ’L-ARABÎ |
|
|
|
|
Yazar Şenol
|
|
Pazartesi, 08 Şubat 2010 15:14 |
|
Salih ÇİFT *
Özet
Bektâşî Geleneğinde Vahdet-i Vücûd ve İbnü’l-Arabî
Anadolu’da kurulmuş bir Türk tarikatı olan Bektâşîlik, Osmanlılar döneminde yaygınlık kazanan diğer pek çok tarikat gibi, fikrî açıdan vahdet-i vücûdun tesiri altında gelişmiştir. Bununla birlik-te Bektâşîler kendi bakış açılarına ve tarikatlarının önceliklerine göre vahdet-i vücûdu yeniden yorumlamışlardır. Son dönemde yaşamış olan birkaç istisnâ dışında, Bektâşî önderlerinin ortaya koydukları bu görüşler tarikatlarının iç yapısıyla uyumlu ve kendi içerisinde tutarlı olsa da, bun-ların Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin öncülüğünü yapmış olduğu Ekberî geleneğe somut katkılarından söz etmek mümkün değildir. Durumun bu minvâl üzere olduğunun en bâriz örneklerini özellikle Bektâşî şâirlerine ait manzûm eserlerde bulmak mümkündür.
|
|
|
Kitâb-ı Cabbâr Kulu’nda Dini İnanç Motifleri |
|
|
|
|
Yazar Şenol
|
|
Pazar, 07 Şubat 2010 19:56 |
|
Kamile ÜNLÜSOY
Özet
Kitâb-ı Cabbâr Kulu, Alevî ve Bektaşîlerin temel dinî eserlerinden biridir. Safevi tesirlerinden önce Anadolu’nun dinî-tasavvufî geleneğinde hazırlanan eser, dört kapı -Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat-, tevhid, nübüvvet, meâd, iman, iman-amel ilişkisi gibi konuları ve bazı dinî-ahlâki öğütleri içermektedir. Bu makalede, Kitab-ı Cabbâr Kulu’ndaki dinî inanç motifleri incelenecektir.
Devamını oku:
|
|
Yazar Şenol
|
|
Pazar, 07 Şubat 2010 19:51 |
|
Muzaffer DOGANBAŞ
Özet
Pîrî Baba, muhtemelen 15. yüzyılda Amasya‟nın Merzifon İlçesinde yaşamış bir velidir. Pîrî Baba‟nın menkıbevi hayatını anlatan bir de velâyetname bulunmaktadır. Bu çalışmada henüz hiçbir yerde yayınlanmamış olan söz konusu velâyetname nüshası Latin harflerine çevrilerek Pîrî Baba konusu aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Devamını oku:
|
|
Yazar Şenol
|
|
Pazar, 07 Şubat 2010 19:44 |
|
Ma’sumî
Çeviren: Mürsel Öztürk*
(Bektaşilik;) Küçük Asya, Balkan Yarımadası, Irak ve Mısır’da taraftarlara sahip olan sufi tarikatlerindendir. Türk kavminin Küçük Asya’ya göç etmesi, bu kavmin kendi gücüne olan inancına ve onların bağımsızlık ihtiyacı duymasına dayanan bir hareket idi. Onlar, hedefleri, İslâm dininin yayılması ve Hakkın tesis edilmesi için başka ülkeleri alma konusunda birçok zahmet ve meşakkate göğüs germek olan Arap fatihlerinin düşüncelerine alışık idiler ve İslâm’a girince de Müslüman olmayan ülkelerin fethi konusunda Müslümanların bu İslâmî ilkesine sarıldılar. Türklerin dinin zahiri kısmına yönelişleri, onların tasavvufa ve gaybî güçlerden fayda aramaya yönelmeleriyle birlikte oldu. Fütüvvet ayini, tasavvuf çerçevesinde bir akım olarak Türk gazilerin gönlünü dolduruyordu. Elbette bu ayininin çok eskiden beri Şekik-i Belhî (194 / 809 ), Hatem-i Asem ( 237 / 851 ) gibi zahitlerin yaşam ilkesi olduğu bilinmektedir. Her hâlükârda Fütüvvet VII./XIII. yüzyılın başında Müslümanların gözünde, bilhassa Abbasi hâkimiyeti dışındaki ülkelerde, önemli bir yer ve makam buldu. Bu iddianın en belirgin örneği Şeyh Şihabeddin Ömer-i Suhreverdî (Ö.632/ 1234 )dir. Abbasî Nasır (575-622/ 1179-1225 ) onu elçi olarak peş peşe Mısır’a gönderdi ve o, Sultan Muhammed Harizmşah’ın ( 596-617 / 1199-1220 ) Bağdat’a saldırı için niyetlendiği 614 /1217 yılında onunla konuşmaya gitti. Ayrıca Nasır, onu I. İzzeddin Keykavus’a ( 617 /1220) Fütüvvet elbisesi giydirmesi için Konya’ya gönderdi. Onun Konya’ya girişi halk arasında büyük bir coşku uyandırdı. O kadar ki dediklerine göre bütün şehir halkı onun elinden tasavvuf hırkası giydi.2
Devamını oku:
|
|
ŞÜCAADDİN BABA VELÂYETNAMESİ |
|
|
|
|
Yazar Şenol
|
|
Pazar, 07 Şubat 2010 19:04 |
|
Ayşe YILDIZ
GİRİŞ
Sultan Şücaaddin, 15. yy’da Anadolu’da etkili olmuş Kalenderi Şeyhlerinden biridir. Kendi velayetnamesinde Sultan Varlığı, Otman Baba Velayetnamesi’nde ise Şefkullü Bey ve Şahkulu Sultan olarak zikredilen Şücaaddin1, Seyitgazi’de bir köyde zaviye acmış ve bugün Arslanbeyli olarak anılan köye geçmişte adını vermiştir.
Devamını oku:
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 - 3 |