|
Sırbistandan da Öğrenecek Şeyimiz Varya, Yazıklar Olsun! |
|
|
|
|
Yazar Şenol
|
|
Cuma, 02 Nisan 2010 10:48 |
|
Mehmet Ali ERTÜRK
Yirminci yüzyıl insanlık tarihine soykırımlarla geçmiş bir yüzyıl. Yahudi soykırımından Ruanda’ya kadar dünyanın hemen her tarafında insan eliyle hazırlanmış korkunç felaketler yaşandı. Bu Felaketler içerisinde belki de Müslüman olmamız hasebiyle içimizi en çok acıtanı Bosna’da yaşananlardı. 1991-95 arası yaşanan korkunç savaşta binlerce Boşnak katledilmiş ve AP/Avrupa parlamentosu burada yaşananları bir soykırım olarak kabul etmişti.
Geçtiğimiz günlerde samimiyeti tartışılmakla beraber Sırbistan Parlamentosu 1995’te Sırp ordusunun Srebrenitza’da yaptığı katliamdan dolayı soykırım kelimesini kullanmadan, sadece AP’nin kararına atıfta bulunarak resmen özür diledi.
Sırplar, Osmanlı tebası arasında en erken etnik farklılığını kavrayarak milliyetçiliğini tamamlayan grup olmuştur. Bu bakımdan bu özür –katledilen masum canları geri getiremese de- bizim içinde çok derin anlamlar taşımalıdır. Milliyetçilik mikrobunun en fasit şekliyle iliklerine kadar işlemiş milliyetçiliklerinden birine sahip olan Sırpların bu özrü -çıkarları söz konusu olsa bile- çok kolay dileyebildiklerini düşünmemek gerekir. İnsanların özür dilemesinin bile çok güç olduğunu bilirken, toplumların bunu çok daha kolay dileyebileceklerini düşünmemizi gerektiren hiçbir veri yoktur elimizde. Sırpların inşa edilmiş tarihleri ile aşırı milliyetçi bir çizgiden bu noktaya gelmeleri aslında Türkiye’deki aşırı milliyetçi-muhafazakâr odakları rahatsız edecek bir çizgi taşımaktadır. Sırplar daha dün gibi yakın bir zamanda işledikleri bir cinayetten utanarak ve sıkılarak onunla yüzleşmeyi seçmiştir. Bu yüzleşme takdir edilir ki biraz utangaç ve çekingen bir özürdür. Tam anlamı ile bir kabullenişlik yoktur. Ama sonuç itibariyle ortada her şeye rağmen bir özür vardır.
|
|
|
Yazar Şenol
|
|
Pazar, 21 Şubat 2010 20:36 |
|
Mehmet Ali ERTÜRK
Sayın Erdoğan Bayazıt’ın “Alevilik ve Bektaşilik Bir Din midir?” yazısı üzerine bir okuyucumuz “siz aleviyseniz kellemi keserim ben. bu da iki yüzlü, riyakar, sünni oyunlarında biri.” (yazım okuyucuya aittir) diyerek bir eleştiri yapmış. Kimsenin başında gözümüz yok, kellesi kendisinde kalabilir. Eleştiri okuyucularımızın en temel hakkıdır. Ancak bu eleştiri üzerinden bir çözümleme yapmak istiyorum.
Bu eleştirinin yapılış sebepleri ne olabilir diye düşündüğümde malum yazıdaki tezlere karşı çıkıldığından mı, yoksa sitenin adından dolayı mı olduğu pek anlaşılamamaktadır. Muhtemelen her iki sebepten olabilir. Biz bu siteyi kurarken bu tür toptancı bakış açıları ile karşılaşacağımızı biliyorduk. Bu sebeple bu eleştiriden de rahatsız olmadığımızı öncelikle belirtmek isterim. Peki, bu tepkinin anlaşılır bir tarafı var mı? Aleviler içinde oldukça geniş bir kesim kendilerini sol değerlere fazlası ile yakın hissetmektedir. Bu da saygı duyulması gereken bir durumdur. Ancak buna rağmen Alevilik eşittir solculuk anlayışı kabul edilebilir bir tez değildir. Böyle bir ön kabul ile yola çıkılırsa inancın yeri tartışmalı hale gelmiş demektir. Geride bin küsur yıllık bir birikimi birkaç yüzyıllık bir ideolojik tutuma veya tutumlara feda edildiği anlamı çıkar ki bu gerçek bir alevi için kabul edilebilir bir durum değildir.
|
|
Pazar, 21 Şubat 2010 21:10 tarihinde güncellendi |
|
Madımakta Son Karar Sivaslıların Olacak! |
|
|
|
|
Yazar Şenol
|
|
Pazartesi, 15 Şubat 2010 15:09 |
|
Mehmet Ali ERTÜRK
Alevi Çalıştaylarını yürüten Sayın Bakan Çelik Madımak otelinin ne olacağı ile ilgili son kararın Sivaslılar tarafından verileceğini söylüyor. Böyle çok önemli bir konuda son karar noktasında Sivaslıların olması bana çok ilginç geldi. Yıllarca Sivas’ta çalışmış, Sivas’ın genel nabzını yakından bilen birisi olarak Sayın Bakanın görüşünün etraflıca düşünülmeden ve işlenmeden ortaya atılmış bir fikir olduğunu sanıyorum.
|
|
Salı, 16 Şubat 2010 17:32 tarihinde güncellendi |
|
|
|
|
|